Küçük kız, hüzünlü bir yabancıya gülümsedi.
Bu gülümseme adamın kendisini daha iyi hissetmesine sebep oldu. Bu hava içinde yakın geçmişte kendisine yardım eden bir dosta teşekkür etmediğini hatırladı.
Hemen bir not yazdı, yolladı. Arkadaşı bu teşekkürden o kadar keyiflendi ki, her öğlen yemek yediği lokantada garson kıza yüklü bir bahşiş bıraktı.
Garson kız ilk defa böyle bir bahşiş alıyordu. Aksam eve giderken, kazandığı paranın bir parçasını her zaman köşe basında oturan fakir adamın şapkasına bıraktı.
Fakir adam öyle ama öyle minnettar oldu ki. İki gündür boğazından aşağı lokma geçmemişti. Karnını ilk defa doyurduktan sonra, bir apartman bodrumundaki tek odasının yolunu ıslık çalarak tuttu. Öyle neşeliydi ki, bir saçak altında titresen köpek yavrusunu görünce, kucağına alıverdi.
Küçük köpek gecenin soğuğundan kurtulduğu için mutluydu. Sıcak odada sabaha kadar koşuşturdu. Gece yarısından sonra apartmanı dumanlar sardı. Bir yangın başlıyordu. Dumanı koklayan köpek öyle bir havlamaya başladı ki, önce fakir adam uyandı, sonra bütün apartman halkı.
Anneler, babalar dumandan boğulmak üzere olan yavrularını kucaklayıp, ölümden kurtardılar. Bütün bunların hepsi, beş kuruşluk bile maliyeti olmayan bir tebessümün sonucuydu.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!


BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ'NİN GENEL BAŞKANI,SİVASIMIZ'IN GURURU,MİLLET VEKİLİMİZ SAYIN MUHSİN YAZICIOĞLUNU NE YAZIKKİ VAHİM BİR KAZA SONUCU KAYBETTİK ACIMIZ BÜYÜK!
HİÇ YAKIŞMADI ÖLÜM ONA DAHA YAPACAĞI ÇOK ŞEY VARDI. ZATEN ONUN GİBİ BİR İNSAN HAKETTİĞİ YERDE'DE DEĞİLDİ AMA İNANIYORDUK; HAKETTİĞİ YERE BİR GÜN GELECEKTİ O'NUN GİBİ DÜRÜST VATANINA BAĞLI SADIK VE VATANINI, MİLLETİNİ ÇOK SEVEN ONUN İÇİN TÜRLÜ İŞKENCELERE GÖĞÜS GERİP KATLANAN BİR İNSAN BU HAYATA BİR DAH ZOR GELİR. AMA NE DİYELİM TAKDİR YÜCE MEVLA'NIN KAZA OLSADA OLMASADA ALIN YAZISI OYLE YAZILMIS ELİMİZDEN BİRŞEY GELMEDİ YARADAN ONU BİZDEN DAHA ÇOK SEVİYORMUŞ DİYELİM
YÜCE ALLAH SAYIN MUHSİN YAZICIOĞLUNA VE BERABERİNDEKİ KADER ARKADŞALARINA RAHMET EYLESİN MEKANLARI CENNET RUHLARI ŞAAD OLSUN PEYGAMBER EFENDİMİZ ŞEFAATÇINIZ OLSUN DUALARIMIZ SİZİNLE RAHAT UYUYUN...:((
Kalıcı Bağlantı
Yorum (1)
Yorum yaz!
Okulun ilk gününde 5.inci sınıfın önünde dururken, öğretmen çocuklara bir
yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, öğrencilerine baktı ve hepsini aynı
derecede sevdiğini söyledi. Ancak bu imkansızdı, çünkü ön sırada oturduğu
yerde bir yana kaykılmış ismi Mustafa Yılmaz olan bir erkek çocuk vardı.
Bayan Mediha bir yıl önce Mustafa yı izlemişti ve diğer çocuklarla iyi
oynamadığını, elbiselerinin kirli olduğunu ve sürekli olarak kirli
dolaştığını gözlemişti. İlave olarak Mustafa tatsız olabiliyordu. Bu öyle
bir noktaya geldi ki, bayan Mediha onun kağıtlarını büyük bir kırmızı
kalemle işaretlemekten, kalın çarpılar (x ) yapmaktan ve kağıdın üstüne
büyük ' 1 ' (en düşük derece) koymaktan zevk alır oldu.
Bayan Mediha nın okulunda, her çocuğun geçmiş kayıtlarını incelemesi
gerekiyordu ve Mustafa nın kayıtlarını en sona bıraktı. Ancak, onun
hayatını gözden geçirdiğinde, bir sürpriz ile karşılaştı.
Mustafa nın birinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
Mustafa gülmeye hazır parlak bir çocuk. Ödevlerini derli toplu ve temiz
yapıyor ve çok terbiyeli. Onun etrafta olması çok ağlenceli'
İkinci sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
'Mustafa mükemmel bir öğrenci, sınıf arkadaşları tarafından çok seviliyor,
ama annesinin ölümcül bir hastalığı olduğu için sıkıntı içinde ve evde ki
yaşamı mücadele içinde geçiyor.'
Üçüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
'Mustafa nın annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Mustafa elinden
gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor, ama babası ona ilgi göstermiyor ve
eğer bazı adımlar atılmazsa evde ki yaşamı yakında onu etkileyecek.'
Mustafa nın dördüncü sınıf öğretmeni şöyle yazmıştı:
'Mustafa içine kapanık ve okulda derslere çok fazla ilgi göstermiyor. Çok
fazla arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor.'
Bunları okuyunca, Bayan Mediha problemi kavradı ve kendinden utandı.
Öğrencileri ona güzel kurdelelerle ve parlak kağıtlara sarılmış hediyeleri
getirdiğinde bile çok kötü hissediyordu. Mustafa nın hediyesini alıncaya
kadar bu böyle devam etti.
Mustafa nın hediyesi bir marketten aldığı kalın, kahverengi ambalaj kağıdı
ile beceriksizce sarılmıştı. Bayan Mediha onu diğer hediyelerin ortasında
açmaktan acı duydu. Bayan Mediha pakette taşlarından bazıları düşmüş yapma
elmas taşlı bir bilezik ve çeyreği dolu olan bir parfüm şişesini çıkarınca
çocuklardan bazıları gülmeye başladı. Ama o bileziğin ne kadar güzel
olduğunu haykırdığında çocukların gülmesi kesildi. Bileziği taktı ve
parfümü bileklerine sürdü. Mustafa, o gün okuldan sonra öğretmenine şunu
söylemek için kaldı.
' Öğretmenim bugün aynı annem gibi kokuyordunuz.'
Çocuklar gittikten sonra, bayan Mediha en az bir saat ağladı. O günden
sonra, okuma, yazma ve aritmetik öğretmeyi bıraktı.Bunun yerine, çocukları
eğitmeye başladı. Bayan Mediha, Mustafa ya özel ilgi gösterdi. Onunla
çalışırken, zihni canlanmaya başlıyor görünüyordu. Onu daha fazla teşvik
ettikçe, daha hızlı karşılık veriyordu. Yılın sonuna kadar Mustafa sınıfta
ki en zeki çocuklardan biri oldu ve tüm çocukları aynı derecede sevdiğini
söylemesine rağmen, Mustafa onun gözdelerinden biri idi.
Bir sene sonra, Bayan Mediha kapısının altında Mustafa dan bir not buldu,
ona hala tüm yaşamında sahip olduğu en iyi öğretmen olduğunu söylüyordu.
Altı yıl sonra Mustafa dan bir not daha aldı. Liseyi bitirdiğini, sınıfında
üçüncü olduğunu ve onun hala hayatındaki en iyi öğretmen olduğunu yazmıştı.
Bundan dört yıl sonra, bazı zamanlar zor geçmesine rağmen okulda kaldığını,
sebatla çalışmaya devam ettiğini ve yakında kolejden en yüksek derece ile
mezun olacağını yazan başka bir mektup aldı. Yine Bayan Mediha nın tüm
yaşamında ki en iyi ve ne favori öğretmen olduğunu yazmıştı. Sonra dört yıl
daha geçti ve başka bir mektup geldi. Bu kez fakülte diplomasını aldıktan
sonra, biraz daha ilerlemeye karar verdiğini açıklıyordu. Mektup onun hala
karşılaştığı en iyi ve en favori öğretmen olduğunu açıklıyordu. Ama simdi
ismi biraz daha uzundu.
Mektup söyle imzalanmisti,
Prof. Dr. Mustafa Yılmaz ( Tıp Doktoru)
Öykü burada bitmiyor. Görüyorsunuz, ortaya çıkan başka bir mektup var.
Mustafa bir kızla tanıştığını ve onunla evleneceğini söylüyordu. Babasının
birkaç hafta önce vefat ettiğini açıklıyordu ve evlenme töreninde Bayan
Mediha nın damadın annesine ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu.
Şüphesiz Bayan Mediha bunu kabul etti. Ve tahmin edin ne oldu ?
Taşları düşmüş olan o bileziği takti. Dahası, Mustafa nın annesinin
süründüğü parfümden sürdü.
Birbirlerini kucakladılar ve Dr. Mustafa, Bayan Mediha nın kulağına şöyle
fısıldadı,
'Bana inandığınız için teşekkür ederim, öğretmenim.
Bana önemli olduğumu hissettirdiğiniz ve bir fark meydana getirebileceğimi
gösterdiğiniz için çok teşekkür ederim'
Bayan Mediha, gözlerinde yaslarla fısıldadı, söyle dedi,
Mustafa, yanlış şeylere sahiptim. Bir fark meydana getirebileceğimi bana
öğreten sensin. Seninle tanışıncaya dek, nasıl öğreteceğimi bilmiyordum'.
Birinin Hayatında Bir Fark Oluştmak dileğiyle.
Kalıcı Bağlantı
Yorum (yok)
Yorum yaz!